Oteller

Türkiye’nin En Lüks Oteli Çırağan Palace Kempinski

Çırağan Sarayı

Paylaşın

Çırağan Sarayı

18. yüzyılda Sultan 3. Ahmed, Çırağan Sarayı’nın bulunduğu yere bir yalı yaptırmıştı. Lale devrinde tertiplenen “Çırağan alemleri “ dolayısıyla buraya Çırağan adı verilmişti. Çırağan, Farsça’da “kandiller’’ anlamına gelmektedir.

Patrona Halil isyanından sonra uzun bir süre sahipsiz kalan yalı harap olmuştur. Sultan II. Mahmud 1834’te bu alanı yeniden yapılandırma kararı alır. Önce mevcut olan yalıyı yıktırır. Yapının etrafında bulunan okul ve cami ortadan kaldırılır ve mevlevihane yakında bulunan bir yalıya nakledilir. Yeni saray için büyük ölçüde ahşap kullanılır gibi görünmesine rağmen esas bölümün temelinin yapımında tamamen taş kullanılmıştır. 40 adet sütun dikilerek klasik bir görünüm verilmiştir.

Mermerden meydana gelen sarayın yüz ölçümü yaklaşık 80 bin metrekaredir. Ana binanın yanında harem ve ağalar dairesi olarak ayrılan üç bölüm bulunur. Tarihte Abdülaziz’in tahttan indirilmesinden sonra ailesi ile beraber Çırağan Sarayı‘na hapsedildiği ve bir gün burada ölü bulunduğu bilinir. Ayrıca V. Murat da aynı şekilde tahttan indirildikten sonra yaklaşık 29 sene boyunca ailesiyle beraber gözaltında tutulmak için Çırağan‘a kapatılır.

Meclis–i Mebusan

Uzun süre el değiştirmiştir.5. Mehmed Reşat döneminde Ayasofya’daki binada çalışan Meclis–i Mebusan’ın Reisi Ahmet Rıza Bey, 1909’da boş duran Çırağan Sarayı’nın Mebusan ve Ayan Meclisleri’ne verilmesini istemiştir. Basının da desteğiyle saray bütün eşyaları ile birlikte Meclis emrine verilmiştir. 14 Kasım 1909’da padişah ve tüm mebuslar, saraydaki ilk Meclis ilk toplantısını yapmışlardır. 20 Ocak 1910 elektrik sorunu yüzünden çıkan bir yangın bu göz kamaştırıcı sarayı 4–5 saat içinde kül etmiştir.

Sarayın Günümüz Haline Gelmesi

Saray, zamanın Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından 1984 yılında eski haline getirilerek restore edilmek ve saray ve otel bölümleri ayrı kalmak şartı ile yabancı bir yatırımcıya 49 yıllığına kiraya verildi. Restorasyona 1986 yılında başlandı. Bu amaçla sarayın orijinal dizaynına sadık kalınarak yan tarafına aynı mimari tarzda bir otel binası inşa edildi ve bahçesinde bulunan yirmi kadar Mevlevi dedesinin kabri de Galata Mevlevihanesi’ne taşındı. 1989’da saray kısmının restorasyonu tamamlandı. 1992 yılından itibaren de saray-otel olarak hizmet veren Çırağan bugün bir prestij otel olarak dünyanın en iyi beş oteli arasında gösterilmektedir.

Çırağan Palace Kempinski (Otelin ismi), Boğaz’ın eşsiz güzelliğini konuklarına sunmakla birlikte köklü geleneğini de devam ettirmektedir. Palmiye ağaçları ve çardaklar ile donatılan otelin açık alanının merkezinde, mükemmel bir şekilde tasarlanmış sonsuzluk havuzu bulunmaktadır. Bej ve mavi renklerden oluşan iç kısmı; 19. yüzyıla ait mobilyalar, özel yapım halılar ve yüksek sütunlar ile döşenmiştir. Odaları ise Doğu ve Batı kültürlerinin harmanlanmasından oluşmasının yanı sıra, rahat ve şık yataklar ile donatılmıştır.

[googlemap src=”https://www.google.com.tr/maps/place/%C3%87%C4%B1ra%C4%9Fan+Palace+Kempinski/@41.0439752,29.0161433,15z/data=!4m5!3m4!1s0x0:0xd22048cbfd39a85d!8m2!3d41.0439752!4d29.0161433″]

Daha Fazla Göster

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Translate For »